Anasayfa | Abonelik | Arşiv | Hakkımızda | Künye

REKLAM

Bu devasa yapılar enerjiyi adeta emiyor!

Yazar: admin Kategori: Sektör Tarih: 16 Haziran 2011 Yorum: 0
http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_32.png http://www.avmarka.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_32.png

Günümüzde sayıları 270’e ulaşan alışveriş merkezleri tam bir enerji canavarı.  Ortalama 100 bin metrekare kapalı alana sahip olan AVM’ler yılda 7000-7500 MW enerji tüketiyor. Bunun rakamsal karşılığı ise 1 milyon 800 bin TL. Kış aylarında ise ortalama 40 bin TL doğalgaz bedeli ödeniyor. Yani bu devasa yapılar enerjiyi adeta emiyor. Sonradan yapılacak tasarruf yerine baştan verimliliği artırıcı önlemleri alan yatırımcı, bu yolda yaptığı yatırımın karşılığını yaklaşık iki yılda alıyor. Sektör liderleri ve enerji şirketleri AVM’lerde enerji verimliliği sağlamanın yolunu AVM&marka Dergisi’ne anlattılar.

Tuğba UPRAK

“AVM’ler, elektrik giderlerine yılda yaklaşık 1,800,000 TL harcama yapıyor”

Yapılarda sürdürülebilirliğin çağımızın en önemli konularından biri olduğunu dile getiren AYD Genel Sekreteri Nihat Sandıkçıoğlu, iyi projelendirilmiş olan bütün AVM yatırımlarında, enerji tasarrufu sağlayacak tedbirlerin alındığını söylüyor. Ancak uygulamada bazen maliyet bazen de ihmaller neticesinde gerekenin yapılmadığını bu nedenle de istenilen sonuçlara ulaşılamadığını aktaran Sandıkçıoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “İşletme döneminde enerji maliyetlerinden dolayı can yanmaya başlayınca, gerekeni sonradan yapmak ihtiyacı doğuyor. Ancak bazı şeyler için geç kalınmış dahi olabiliyor. Yapıların bu amaçla sertifikasyona tabi tutulması işin her aşamada kontrol edilmesini sağlamakta ve alınan derecelendirme ile binanın karnesi oluşmakta. Bu karnenin ne anlama geldiği anlaşıldıkça bir anlamda yapının CV si anlaşıldıkça değeri daha da önem kazanmaktadır. Bu anlamda son yıllarda yapılan birçok projenin sertifikasyonu var.”

“Isı pompalarıyla tasarruf sağlamak mümkün”

Alışveriş merkezlerinin ısıtma ve soğutmasında kullanılacak ısı pompalarıyla toprak enerjisinden faydalanılabiliyor ve buda ciddi bir tasarruf sağlıyor. Aynı zamanda çatılarda toplanan yağmur sularının AVM’lerde tekrar kullanımı da mümkün. Bu yöntemle ciddi oranlarda tasarruf sağlanabileceğini dile getiren Sandıkçıoğlu, ısı pompalarının öncelikle İskandinav ülkeleri olmak üzere tüm Avrupa, ABD ve Kanada’da uzun yıllardır kullanıldığını belirtiyor. Isı pompalarının sadece toprak kaynaklı olmadığını aktaran Sandıkçıoğlu, su ve hava kaynaklı olan ısı pompası sistemlerinin de mevcut olduğunu aktarıyor. Bu sistemlerle, ısıtma-soğutma yapmanın mümkün olduğunu ileten Sandıkçıoğlu, aynı zamanda binanın sıcak kullanım suyu ihtiyacının da giderilebileceğini vurguluyor. Sandıkçıoğlu, konuyu şöyle örneklendiriyor: “Konvansiyonel bir bina da ısıtma için kalorifer ya da buhar kazanları, soğutma için de chiller grupları ve klima santralleri kullanılırken, ısı pompalı bir sistem kurduğunuzda tüm ihtiyaçlarınızı tek sistemle çözmüş oluyorsunuz. Üstelik hiç yakıt parası ödemeden. Böylece bakım yapacak farklı farklı sistemler yerine sadece tek bir ısı pompalı sisteminize bakım yapıyorsunuz. Her açıdan karlı bir yatırım.”

AVM’ler kış aylarında ortalama 40 bin TL doğalgaz bedeli ödüyor

Yaklaşık 100 bin metrekarelik kapalı alanı olan ortalama bir alışveriş merkezinde, mağazalar dahil toplam elektrik enerjisi tüketimi yıllık 7000 – 7500 MW düzeylerinde gerçekleşir. Bu tüketimin parasal karşılığının yaklaşık 1 milyon 800 bin TL civarında olduğunu aktaran Sandıkçıoğlu, bu miktarın yüzde 60’ının mağazaların tüketimi, yüzde 40’ının ise ortak alanların tüketimi olduğunu iletiyor. Sandıkçıoğlu, kış aylarında yaklaşık 40 bin TL civarında doğalgaz bedeli ödendiğini söylüyor.

“Başta önlem alınmazsa tasarruf sağlamak zor”

Başta verimlilik esasına göre yapılmayan AVM’lerde, tasarruf sağlamanın oldukça zor olduğunu belirten Sandıkçıoğlu, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Cam cephelerde gölgelikler en başta tasarlanmazsa sonrasında yapılabilmesi zordur. O zaman da camlara film kaplamaları gibi çözümler ortaya çıkar. Bu durum her konuda yaşanabilir. İlave su arıtma sistemi kurmadan, klima santrallerinin filtrelerinin temizliğine, aydınlatma iyileştirmelerinden, chiller gruplarında yapılacak tasarruflara kadar her konuda iyileştirmeler yapılabilir.”

“Yaklaşık 100 bin metrekare kapalı alanı olan ortalama bir alışveriş merkezinde mağazalar dahil toplam elektrik enerjisi tüketimi yıllık 7000 – 7500 MW düzeylerinde gerçekleşir. Bu tüketimin parasal karşılığı yaklaşık 1 milyon 800 bin TL civarındadır.”

“Türkiye’deki projelerimizde enerji optimizasyonu konusu üzerinde duruyoruz”

Boğaziçi Yazılım, 1991 yılında kuruldu. O günden bugüne dünya çapındaki yazılım firmalarının Türkiye temsilciliğini yapan şirket, özellikle üretim ve hizmet sektörlerine endüstriyel yazılım çözümleri sunuyor. Sundukları çözümlerle ilgili satış, eğitim, servis, danışmanlık, destek uygulama ve uyarlama hizmetleri veren Boğaziçi Yazılım, satışını gerçekleştirdiği yazılım çözümünü kullanacak elemanları eğiterek, uygulama tamamen oturana kadar yerinde danışmanlık hizmeti veriyor. Boğaziçi Yazılım Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Bökeer, hayata geçirdikleri projeleri şöyle sıralıyor: “Boğaziçi Yazılım, IBM’in iş ortaklarından ve IBM-Maximo/Kurumsal Varlık ve Servis Yönetimi Sistemi ürününün kullanımını projelendiriyor. Bu sistem binaların yönetimi için de kullanılmaktadır. IBM-Maximo ürününü kullanan ve Boğaziçi Yazılım olarak bizim kurduğumuz projeler arasında; Kanyon AVM, Sabiha Gökçen Havalimanı, TAV İstanbul Atatürk Havalimanı, TAV Ankara Esenboğa Havalimanı, TAV İzmir Adnan Menderes Havalimanı, The Marmara Otelleri, İş Kuleleri, Süzer Plaza isimleri sayılabilir.” Yurt dışında tesis yönetimi konusunda yapılan Maximo projelerinde enerji optimizasyonunun giderek daha önemli bir yer tuttuğunu aktaran Bökeer, “Biz de Türkiye’deki projelerimizde enerji optimizasyonu konusuna dikkat çekerek müşterilerimizin bu konudaki ihtiyaçlarını karşılamak arzusundayız” diyor.

“Enerji yönetimi AVM’ler içinde önemli bir konu”

“Enerji yönetimi, hem kaynakların kısıtlı olması hem de maliyetlerin yüksek olması nedeniyle her firma için olduğu gibi AVM’ler için de önemli konulardan biridir” diyen Bökeer, sözlerini şöyle sürdürüyor: “IBM Maximo, varlık yönetimi çözümü olarak bir varlıkla ilgili maliyetlerin kontrol edilmesi ve yönetilmesini sağlar. Önemli bir maliyet kalemi olan enerji de izlenmesi ve kontrol edilmesi gereken bir kalemdir. Örneğin, enerji tüketimi takip edilerek bir varlığın değiştirilme kararı amortisman süresi beklenmeden öne alınabilir ya da enerji tüketimindeki değişimler varlığa bakım yapılması gereğini bildirebilir, gerekli bakımlarla daha verimli kullanım sağlanabilir. Düzgün bir enerji izleme gerçekleşmezse bu optimizasyon fırsatları yakalanamaz.” Maximo’nun Enerji Optimizasyonu için özel çözümleri olduğunu ileten Bökeer, bu çözümler yoluyla enerji tüketiminin izlenerek, problemli alanların görülmesi ve gerekli düzeltici faaliyetlerin gerçekleşmesinin sağlandığını aktarıyor. Bökeer, IBM-Maximo ürününe bu açıdan bakıldığında, ürünün, varlıkların verimli kullanımına ve bu sayede daha az enerji tüketimine katkıda bulunduğunu söylüyor.

Tek merkezden izlenebilecek bir platform oluşturulmalı

AVM’lerde enerji tüketimi için bina yönetimi sistemlerinin, hepsinin bir merkezden izlenebileceği bir platform oluşturulması gerektiğini ileten Bökeer, bu platformun Maximo gibi Varlık Yönetimi sistemleri ile entegre edilmesi gerektiğini aktarıyor. Bu entegrasyonun, tüketimdeki değişiklikleri izleyerek olası problemler için önceden uyarılar çıkartacağını belirten Bökeer, gerekli aksiyonların alınmasını ve proaktif davranılmasını sağlayacağını dile getiriyor. Bökeer, böyle bir çalışma platformu sayesinde, hem müşteri hizmetlerinin kesintisiz devam etmesine hem de enerji tüketiminin azalmasına neden olacağını söylüyor.

Solimpeks’in Türkiye hedefleri büyük

1979 yılından beri güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Solimpeks, 2001 yılında beri tamamen ihracata yönelmiş olup 60 ülkeye ihracat yapmaktadır. Dört ülkede şube, ofis ve depoları bulunan şirket, farklı ülkelerden alınmış 28 kalite sertifikasıyla solar termal sektörünün de öncülerinden. Başlangıçta sadece güneş enerjisinden su ısıtma panelleri üreten Solimpeks, bugün elektrik üreten güneş pilleri ve hem elektrik hem sıcak su üreten hibrit panelleri üretiyor. Hibrit panellerin üretiminde önemli bir noktada olan Solimpeks, her yıl ortalama yüzde 60 civarında büyüme kaydediyor. Şirket yetkilileri Solimpeks’in hedefleri hakkında şu bilgileri veriyorlar: “Almanya’daki firmamız (Solimpeks Solar GmbH) sektörün öncüsü olmaya kilitlenmiş ve rekabeti inovatif ürünlerle sürdüren bir firma olarak en zorlu pazarda çok iyi bir şekilde ilerliyor. Bu yıl Solimpeks İspanya ve İtalya kurulacak. AB’nin desteklediği iki, Tübitak’ın desteklediği bir yenilikçi ürünümüz Ar – Ge’de ve iki yıl içerisinde piyasaya sunulacak. Türkiye ile ilgili olarak Mayıs ayı içerisinde İzmir’de ilk yurt içi bölge ofisimizi açtık. Türkiye ile ilgili de endüstriyel ısıtmaya ve aydınlatmaya yönelik faaliyetlerimizi artırmayı planlıyoruz.” Yurt dışında otel, AVM, hastane gibi bireysel olmayan projelerde yer alan Solimpeks, ABD, Texas ordu üssünün ısıtılması, Ankara İngiltere Elçiliğinin havuzunun ısıtılması, İspanya Mallorca adasında 3MW’lık bir elektrik üretim (PV) tarlasının kurulması gibi kalburüstü projelerde yer almış.

AVM’lerde üç alternatifle enerjiden faydalanabilir

AVM’lerde üç şekilde alternatif enerjilerden faydalanılabileceğini söyleyen yetkililer, birincisinin doğal aydınlatma ürünleriyle gün aydınlığı olduğunu iletiyorlar. Böylece, AVM’lerin kapalı alanlarına homojen şekilde dağıtılabileceğini aktaran yetkililer, doğal aydınlatmanın, dünyada sıkça uygulanan ve amortisman süresinin çok kısa olduğu bir yatırım olduğunu söylüyor. Yetkililer, diğer alternatifleri şöyle sıralıyor: “İkincisi yaz ayları için güneş enerjisi ile soğutma sağlanabilir, kış aylarında da aynı sistem ile ısıtmaya katkıda bulunabilinir. Var olan ısıtma kaynağını değiştirmeden yüzde 40′lara kadar enerji tasarrufu güneş enerjisi aracılığı ile sağlanabilir. Üçüncüsü ise güneş enerjisinden elektrik üretilmesi. Bu, uygulanabilir ancak devlet teşviki olmadan yatırım yapılabilir bir çözüm değil henüz.”

Hanwha, yenilebilir enerjiye yatırımlarını sürdürüyor

1952 yılında patlayıcı madde üretimi ile ticarete başlayan Hanwha, ilerleyen yıllar içerisinde büyüyerek bugün dünya üzerinde 25 ülkede 25 bin çalışanı ve ile 25 milyar dolar cirosu bulunan, Güney Kore’nin önemli şirketleri arasındadır. Grup şirketi; demir çelik’ten savunma sanayine, bankacılıktan sigortacılık sektörüne, turizmden enerji sektörüne kadar çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyor. Hanwha Grubu; enerji sektörünün ve özellikle yenilenebilir enerjilerin önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağını görerek bu alanda da yatırımlarını başlatmış olup, geçtiğimiz yıl içerisinde tanınmış Fotovoltaik modül üreticilerinden Solarfun’ı grubu bünyesine katmıştır. Birleşme sonrası “Hanwha SolarOne” olarak ismi değişen şirket, 2010 yılında 530 MW olan toplam PV modül üretimini 2015 yılında 3GW ‘a çıkarmayı planlamaktadır. Hanwha Grubu, aynı zamanda PV modülleri üretiminde kullanılan EVA (Etilen Vinil Asetat Kopolimer) Tabakasını da kendi kimya tesislerinde şu an yıllık 28 milyon metrekare (1,7 GW PV modül kapasitesine eşdeğer) üretmekte ve hem kendi Hanwha SolarOne modüllerinde kullanmakta hemde tanınmış diğer PV modülü üreticilerine EVA tabakasını tedarik etmektedir. Türk ekonomisinin gelişimini yakından takip eden Hanwha, Mart 2010 tarihinde İstanbul’da bir irtibat ofisi açma kararı almıştır. İstanbul Şişli’de bulunan ofis, Türkiye ve çevre ülkelerde tanıtım, satış ve pazarlama faaliyetini yürütmektedir.

Hizmark Group, yeni projeleri için ortaklık arayışında

“2004 yılında artık savaşların dahi enerji odaklı çıktığını görünce sektöre girmeye karar verdik ve aslında o kadar geniş bir alan ki enerji; burada hedeflerimizi ve hangi enerji dalında ilerleyeceğimizi belirlemek adına ciddi bir araştırmalar yaptık. Yaptığımız araştırmalarda gördük ki; küresel ısınma, artan enerji ihtiyacı, tükenen fosil yakıtlar ve çevre bilincinin gittikçe artması bizi alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmaya yönlendirdi” diyerek başlıyor sözlerine Hizmark Group Genel Müdürü Savaş Yeşiltaş. Tüm bu olumlu gelişmeleri mercek altına aldıklarını belirten Yeşiltaş, sektöre girmeye karar verdiklerini aktarıyor. Faaliyete başladıkları tarihten bu yana sahada prestijli uygulamalar yaptıklarını dile getiren Yeşiltaş, bu çalışmaların ilk uygulamalar olması nedeniyle önem arz ettiğini belirtiyor ve ekliyor: “Yönetmeliklerin çıkmasıyla birlikte ciro anlamında önemsenebilecek projeler yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. Türkiye piyasasıyla birlikte bugüne kadar Orta Doğu ve Afrika pazarında bizimle kontağa geçmiş olan datalarımız ile artık somut proje uygulamalarına geçmek istiyoruz. Almanya’dan güçlü bir partner ile ortaklık yaparak hem teknik anlamda tecrübemizi daha da yükseltmeyi hem de finansman anlamında daha büyük projeler için yeterlilik sağlamayı planlıyoruz. Ayrıca Solar Aydınlatmalardan sonra On-Grid sistemler konusunda da sektörün ilgisini çekecek projelere imza atmayı ve bu konudaki faaliyetlerimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.

“LED’ler yüzde 90 tasarruf sağlıyor”

2004 yılında, Güneş Enerji sektöründe Solar Aydınlatma uygulamaları yaparken gelecek için çok yeni teknoloji olan LED uygulamaları da yapmaya başladıklarını dile getiren Yeşiltaş, bu uygulamanın diğer ampullerle kıyaslanmayacak derecede fayda sağladığını belirtiyor. LED aydınlatma konusunda AVM’lerin birinci sırada yer aldığını ileten Yeşilyaş, LED lambaların faydalarını şöyle sıralıyor: “LED’ler çok uzun ömürlüdürler, diğer ampullere oranla yüzde 90 tasarruf sağlarlar, bakım gerektirmez, civa içermezler, çevre dostudurlar, elektromanyetik ve radyoaktif etkileri yoktur, diğer ampuller gibi ısı yaymazlar, ısı yaymazlar.” LED lambalarının en önemli pazarlarından birisinin AVM’ler olduğunu ileten Yeşiltaş, “Isı yaymadığı için klima giderleri düşecek, yüzde 90 tasarruf olduğu için aydınlatma giderleri düşecek, uzun ömürlü olduğu için uzun zaman dayanacak ve değiştirmeye gerek kalmayacak bu sistem AVM’lerin en önemli maliyet girdilerini de düşürecektir” diyor.

“AVM’lerin çatılarında güneş enerjisi uygulamaları yapılmalı”

Alışveriş merkezlerinin, artık makro büyüklüğe ulaşan pazarlarda ve büyük şehirlerde çok önemli bir sosyal görevi yerine getirdiğini dile getiren Yeşiltaş, bu alanların artık kültür alışverişi içerisinde bulunulan yerler olduğunu iletiyor. Tüm yeniliklerin ve gelişmelerin AVM’lerde halkın isteğine sunulmaya başlandığını söyleyen Yeşiltaş, “Artık bu noktalarda yapılan uygulamalar ile birçok hedef kitleye birden ulaşmak mümkün” diyor ve ekliyor: “Tüm dünyada hızla yaygınlaşan alternatif ve temiz bir enerji kaynağı olan Güneş enerjisinin güneş ülkesi Türkiye’de de hızla gelişmesi için öncelikle kamuoyunun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekir. Çevreci bir uygulama olan bu enerji kaynağının halka direkt olarak sunulabilmesi avantajlarının gösterilebilmesi için öncelikle AVM’lerin çatılarında güneş enerjisi uygulamalarının yapılarak AVM’lerin hitap ettiği sosyal tabakaya ulaşmak mümkün olabilir. AVM çatılarında yapılabilecek On-Grid Güneş Enerji çatı uygulamaları ve kapı girişlerine konulacak Monitoring sistem ile de; o alışveriş merkezinin o gün ne kadar elektrik ürettiği, ne kadar karbon salınımına engel olduğu, nekadar bir ağaç kesilmesinin önüne geçildiği gibi görsel datalar ile halka bu uygulamalar somut ve görsel bir şekilde aktarılabilir ve bu yöntem çok daha gerçekçi ve inandırıcı olur.”

“AVM’ler bu projelere yer vermeli…”

“Yenilikleri maalesef zor kabul eden bir toplumuz” diyen Yeşiltaş sözlerini şöyle sürdürüyor, “Biz genelde katıldığımız fuarlarda tereddütlü gördüğümüz müşterilere şu örneği veriyoruz. Solar Termal Uygulamaları, başladığı zaman insanlar önyargı ile yaklaşıyordu ve güneşin ısıttığı su ne kadar sıcak olabilir ki ancak ılıtıyordur herhalde gibi bakılıyordu. Ne zaman bunu söyleyenler güneşle ısıtılan suyun altında ellerini yıkarken sıcaktan ellerini yaktılar ancak ondan sonra kanaat getirdiler. şimdi ise Çin’den sonra en çok güneş enerjisini kullanan ülke biziz. Biz de diyoruz ki güneşten elektrik üretiyoruz inanmak için illa birilerini elektrik mi çarpması gerekir. Bu nedenle alışveriş merkezlerinin sosyal anlamda da sorumluluğu olduğunu düşündüğümüz bu gibi projelere yer vermelerini bekliyoruz.”

AVM projelerinin çözüm ortağı: FG Wilson

FG Wilson Türkiye CEO’su Köksal Er, dünya’da 11 milyar dolar ticaret hacmine ulaşan jeneratör sektörünün Türkiye’de 300 milyon dolardan fazla bir büyüklüğe ulaştığına işaret ederek, pazardaki jeneratörlerin yüzde 95′ini stand-by denilen elektrik kesintisi durumunda devreye giren jeneratörlerin, yüzde 5′ini ise prime denilen sürekli çalışan jeneratörlerin oluşturduğunu kaydetti. Er, yaptığı açıklamada, “Türkiye’de yıllık ortalama elektrik kesintisi 50 saat iken, bu rakamın İstanbul ve Ankara gibi daha kaliteli şebeke ve altyapıya sahip büyük şehirlerde ortalama 35 saate düştüğünü, Antalya ve yazlık bölgelerde mevsime bağlı aşırı yüklenmeden yaz aylarında 60–70 saate kadar çıktığını ifade etti. Er, ”Sağlam bir altyapıya ve kaliteli dağıtım şebekesine sahip olan ülkelerde bu dakikalarla ifade ediliyor. Örneğin Dubai için yıllık ortalama elektrik kesintisi 1– 5 dakika arasında. Türkiye’de ise şebeke altyapısı halen zayıf ve dağıtım altyapısı yetersiz olduğundan şebekede kayıplar oluyor ve kesintiler gerçekleşiyor” dedi. Er, ”Dizel jeneratörler ile kıyaslandığında doğalgaz ile çalışan kojenerasyon sistemleri ve 3G sistemleri enerji elde etmede yüzde 40′a varan tasarruf sağlıyor. Türkiye’de 10 yıl önce 3 büyük ilde doğalgaz dağıtımı yapılırken bugün 63 ile doğalgaz ulaştırıldı. Öngörülere göre 2 yıl sonra 81 ilimizde de doğalgaz kullanılabiliyor olacak ve doğalgaz ile çalışan jeneratörlerin önünü açacak” diye konuştu.

“AVM, hastane ve otel projelerinde çözüm ortağıyız”

Avrupa’nın en büyük jeneratör üreticisi olduklarını, dünyanın da en büyük iki jeneratör üreticisi arasında yer aldıklarını belirten Er, “Türkiye’de ve bölgede hızla temsilciliklerimizi hizmete geçiriyoruz. Gerek AVM’ler, gerekse hastane, otel, iş kuleleri, okul vb komplike ve zorlu yatırım projelerinde güçlü çözüm ortağıyız. İnsanın yaşadığı, dolaştığı her yerde kesintisiz enerji temini özellikle çağdaş ve modern toplumlarda vazgeçilmez en önemli refah ölçüsü olmaktadır. FG Wilson 1966’dan beri 5 kıtada 7 fabrikası, 180’den fazla temsilciliği ve son derece uzman kadrosuyla ve çok geniş yedek parça stokuyla refleksleri çok güçlü ve hızlı bir çözüm ortağı olarak hizmet vermektedir.” dedi.

“Müşterilerin ihtiyaçlarına, özel çözümler üretiyoruz”

Er sözlerini, “FG Wilson olarak, 6.8 kVA’dan 2500 kVA’ya, 10 KW–1.5 MW güç aralığına sahip doğal gaz jeneratör ve kojenerasyon üniteleriyle birlikte dünyanın en büyük yedek parça merkezine sahibiz. Ancak, FG Wilson olarak sadece jeneratör üreticisi ve tedarikçisi değiliz. Üretim ve teknoloji gücü yanında en zorlu projelerde müşterilerinin özel ihtiyaçlarına teknik destek ve özel çözümler de sunuyoruz. Jeneratöre yardımcı eleman olarak değil; önemli bir yatırım unsuru olarak da bakılması gerektiğini düşünüyoruz. Yatırımcıların satın alma süreçlerinde mutlaka bakım ve yönetim işini ciddiye alarak değerlendirmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bölgesel, ulusal ve sektörel benzer organizasyonlarda etkin şekilde yer alıyor; jeneratör, entegre sistemler ve enerji verimliliği konularında bilgi ve çözüm merkezi olmayı misyon olarak üstleniyoruz” şeklinde tamamladı.

Yorumlar


Reklam

ray ban glasses for women